GermsRus

GermsRus

kronikurtiker  //  

Mar 28 / 5:28am

Papa ile yahudi

Papa ile yahudi
Birkaç yüzyıl önce Papa bütün Yahudilerin Roma''yı terk etmeleri
 gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki
gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle
karşılıklı
 dini bir müzakere yapmalarını önerir.
 Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler.
 Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz''i seçerler. Ancak
Moiz''in Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak
yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler.
 Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf
 karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra
Papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir.
 Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır.
Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir.
Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.
Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca
 Moiz de bir elma çıkartır.
 Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak: "Ben pes ediyorum,
Yahudiler kalabilirler" der.
 Müzakere sonrasında Papa''nın etrafına toplanan kardinaller
 Papa''ya ne olduğunu sorduklarında Papa;
 - Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim.
 Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı
tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek
tanrının bizim
 etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek
 tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti. Ben kutsal ekmek ve
şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek
istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı.
Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?
 Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz''in etrafını sarmış ona
 nasıl başardığını soruyorlardı. Moiz:
 - Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk
 etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim.
Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir
yere gitmeyip
 olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.
 - Sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu.
- Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz
 hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini
çıkarttım. Hepsi bu!...

 İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL

 NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR.

 YA SENİ ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞ,
 YA DA ANLAŞILMIYORSAN SUS Kİ,

 KONUŞTUĞUN KİŞİYE

BİR DE KENDİNİ ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!. .

Feb 24 / 7:23am

Pişmanlıklar - Bronnie Ware

Son nefeslerini vermek üzere olan insanları evlerinde ziyaret edip bakımlarını üstlenen Avustralyalı yazar Bronnie Ware, ‘Ölmek Üzere Olanların En Yaygın 5 Pişmanlığı’ adlı bir kitap yayımladı. İşte o 5 pişmanlık;

1- Başkalarının benden bekledikleri yerine keşke kendi istediğim hayatı yaşayacak cesaretim olsaydı.

2- Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.

3- Keşke duygularımı açıklayacak cesaretim olsaydı.

4- Keşke arkadaşlarımla ilişkimi kesmeseydim.

5- Keşke daha mutlu olmama izin verseydim.

Feb 23 / 1:52am

Oktay Sinanoğlu Gençlere diyor ki

Uzun yıllar 
Amerika’da da kalmış ünlü bilim adamımız Oktay Sinanoğlu

Türk gençlerine sesleniyor;

GENÇLER, Türkiye' de adet haline gelmiş göstermelik işlerden kaçının. 

Sırf üniversite bitirdi desinler diye, ananız babanız Amerika'da mastır yaptı diye öğünebilsin diye yükseköğrenime gitmeyin..

Sonunda ancak kendinizi kandırırsınız. Temel gayeleriniz, kendinizin ufak çıkarları ötesinde, kendiniz dışında, bu ülke, bu ulus, Türk dünyası, Avrasya, insanlık için olsun. Yüksek hedefleriniz için çalışın. O zaman, kendi durumunuz da kendiliğinden düzelecektir. Maddiyat ve maneviyatı dengeleyin. Formülünüz 'bilim' + 'gönül'dür. Bu iki kanadın biri eksik olursa ne kendinize ne de insanlığa hayrınız dokunur. Gündelik siyaset, çıkar grupları, dışarıdan güdümlü gizli veya açık 'cemiyet'lerden uzak durun. Atatürk'ün dediklerini bol bol okuyun, onları işte bu günler için demiş, yazmış. Türkiye'nin şerefli, refahlı, itibarlı ve bağımsız geleceği için Atatürk yolumuzu çizmiştir. 

Dış ülkelerden, onların yerli kuyruklarından medet ummayın.

Gayeleri bize yardımcı olmak değil, Türk adını tarihten silmektir.

Dünyanın neresinde olursanız olun, kimliğinizi, Türk dilini, Türk tarih ve kültür bilincini, binlerce yıllık geleneğini kaybetmeyin. Dış ülkelerde ne kadar kimliğinizi korursanız yabancılar da size o kadar itibar edecektir.

Başkasını taklit etmeyin. Kendi yolunuzu çizip azimle yürüyün. O zaman herkes sonradan sizi taklit edecektir. Eğitimde önce bir meslek, gerçek bir beceri, bir altın bilezik sahibi olmaya bakın. Ne yaparsanız yapın en iyisini yapın. Siyasetçinin bilimcinin en kötüsü olunacağına tamircinin parmakla gösterilen en iyisi olmak yeğdir. Bulabilirseniz Türk okuluna, eğitimin Türkçe verildiği okullara gidin.
Konulara merak sarın, not için çalışmayın.

O meslekte yararlı olacak bir yabancı dili öğrenin.

Bülbül gibi konuşup yabancıdan ayırt edilemez hale gelmek hiç şart değil.

Unutmayın ki Türk olmak bir kafa gönül isidir. Türk kültürüyle, diliyle, ata sevgisiyle Türk'tür. Soy sop meselesi karıştırarak, o her şeyimizi borçlu olduğumuz şerefli atalarımızı karalamaya çalışan iç düşmanların kitaplarına, yaygaralarına kulak asmayın. Kültür genleri, ırk genlerinden daha önemlidir. Vatani, milleti için her türlü fedakârlığa hazır bir taban gerekiyor. Bu taban son elli yılda hayli eritilmiş, kafası, gönlü karıştırılmış, birbirine düşen kesimler, dışa bağımlı sahte aydınlar, içinde vatanının geleceğini düşünmeyen, daha da acısı vurdum-duymazlaşmış kalabalıklar oluşturulmuştur. Bu durumda gerçek bir önder çıkabilse bile başarılı olma şansı pek azdır. Simdi yapılacak iş hızla bu toplumun yeniden kaynaşmasına, bilinçleşmesine, vatanını, milletini kendisinden önce düşünen insanların çoğalmasına önayak olmaktır.

Türkiye'yi tekrar Kuvayi - i Milliye ruhu, Atatürk ruhu kurtaracaktır.

Oktay SİNANOĞLU

"Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin  mesuliyetine ortak sayılır."           
        

Mustafa Kemal ATATÜRK

Feb 22 / 4:31am

SÖZLERIN SADELİĞİNE, DERİNLİĞİNE VE GÜZELLİĞİNE...

SÖZLERIN SADELİĞİNE, DERİNLİĞİNE VE GÜZELLİĞİNE.....

Açlığa sabredersin adı "oruç" olur.
Acıya sabredersin adı "metanet" olur.
İnsanlara sabredersin adı "hoşgörü" olur.
Dileğe sabredersin adı "dua" olur.
Duygulara sabredersin adı "gözyaşı" olur.
Özleme sabredersin adı "hasret" olur.
Sevgiye sabredersin adı "AŞK" olur..

Mevlana

Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için...
Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için...
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için...
Bazen, anmak gerekir anılmak için...
Bazen de susmak gerekir duymak için...

Şems-i Tebrizi

Feb 20 / 1:53am

ARKADASLARIMA...

ARKADASLARIMA...

Her derde deva arkadaşlarım!

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?
neden bazıları hatta marjinal?

Biri arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum? Neden kimse anlayamıyor?
Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyorda ondan.
Biriyle uslu, kibar oluyorum.

Diğeriyle şakalar yapıyorum.

Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.

Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum
.

Biriyle oturup çay içiyorum.

Diğeriyle dans ediyorum.

Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.
Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.

Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!

Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım...

Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.

Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış.

Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.

(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş...


Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş.
Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş.
Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz
zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.

Yaşasın!!  Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda.

Neymiş, arkadaşlara çok önem vermeye,
mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya,
beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam....
Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz,
uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!)

İyi ki varsınız,

Feb 19 / 5:12am

White matter neuroplastic changes in long-term trained players of the game of “Baduk”1 (GO)

(download)

Conclusions

"The results of our study revealed that Baduk experts develop
structural fronto–cingulo–striato–thalamic connectivity, as evidenced
by increased FA of WM tracts, as compared with those of non-experts.
These structures are associated with cognitive processes that include
spatial perception, attention, working memory, executive control, and
problemsolving (Chen et al., 2003). In addition, the experts' increased FA
in inferior temporal areas indicates that, unlike the situation in controls,
task-specific templates had developed in experts' neural mechanisms,
enabling the efficient operation of tasks related to playing Baduk (de
Rover et al., 2008). Right hemispheric dominance in Baduk experts also
suggests that the involved tasks are mainly spatial processes (Thomason
et al., 2009). Therefore, this study demonstrated that brain training, such
as that required to become an expert Baduk player, might cause structural
changes in the brain that are particularly helpful with regard to engaging
in such foundational tasks as learning, abstract reasoning, problemsolving,
and self-control."

----------------------------------------------------------
"Baduk experts demonstrated slightly lower IQs than did controls
(mean±SD, 93.19±10.42 for Baduk experts, 101.21±13.11 for controls"

Feb 17 / 6:49pm

ŞEMS'den...

 '' Bildiklerini unut." diyor DOST.

Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla.

Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et. Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.


Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini nekadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.


Kainatın matemetiğidir.


Bir koyar, bir alır insan.


Bilmeden kendi hesabını dürer diyor DOST


Hiçbir konuda emin olma


Kendini ayrıcalıklı sayma.


Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme.


Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir.
Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir.


Herzaman başkalarından öğrenmeye açık ol.


En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma.


Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy.


Açık bir kapı bırak daima.


Ne kadar bilsen de hiçbirzaman yeterince bilemeyeceğini unutma.


Tevazudan şaşma.


Ancak ozaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden. diyor DOST

Şems-i Tebrizi.__

Jan 31 / 7:05pm

Aşk ve Değişmek

Kimseyi degistiremezsin hayatta.
Ve kimse için de degismemelisin.
Kimligini kaybettigin an yasamini çöpe attin demektir.
Istemedigin sürece hiçbir sey için ödün vermeyeceksin hayatta. Gün gelir verecek bir seyin kalmaz çünkü.
Her seyi sen istedigin için yapacaksin, baskasi senden istedigi için degil.
Ve sen, sen olarak kaldigin sürece senin yaninda olanlar da mutlu olacaktir.
Birak hayatina eslik etmek isteyenler gelsin seninle.
Yolun bitimine kadar gelmeleri sart degil.
Herkesin gidebilecegi bir yol vardir.
Sen yeter ki yaninda yer ayirmayi bil.
Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir baskasi senin için...
Seninle gelmek isteyenleri yanina al.
Belki beraber daha çok sey katabilirsiniz bu hayata.
Yanindaki seni mutlu ettigi sürece kalsin hayatinda, zorlama kendini.
Hayat; rahat insanlarla güzel.
Ve hayat hak ettigi gibi yasandiginda güzel..
CAN YÜCEL
----------------------------------------------------------------------------
Can Yücel doğru demiş... ama birde elif şafak ne diyor ona bak..
İşte böylece sanırım artık Konya'daki vaktim doldu. gitme vakti geldi...
HER HAKİKİ AŞK, umulmadık dönüşümlere yol açar.
AŞK BİR MİLAD DEMEKTİR.
şayet AŞKTAN ÖNCE ve AŞKTAN SONRA aynı insan olarak kalmışsak, YETERİNCE SEVMEMİŞİZ demektir.
birini SEVİYORSAN onun için yapabileceğin en anlamlı şey DEĞİŞMEK'tir..
Jan 31 / 12:29pm

İnsanları Sevmenin Yolu...

İnsanları sevmenin tek yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir… Ve güzellik de buradadır… Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar
değişirler… Sana göre değil, onlar kendi gerçeklerine göre değişirler…

Onları sevdiğinde onlar dönüşüm yaşarlar… Değişmezler, dönüşürler…


Onlar yeni olurlar, onlar varlığın yeni yüksekliklerine erişirler…

Ancak bu onların varlıklarında gerçekleşir ve bu onların kendi doğasına göre olur…


İnsanların doğal olmaları için yardım et… İnsanlara özgür olmaları için yardım et… İnsanlara kendileri olmaları için yardım et… Ve asla hiç
kimseye güç uygulamaya, itip kakmaya ve hükmetmeye çalışma…

Bunlar egonun yöntemleridir…

OSHO - İnsanları Sevmenin Yolu

Jan 31 / 12:25pm

SEVGİ VE SAYGI İLE MUTLU OLALIM

SEVGİ VE SAYGI İLE MUTLU OLALIM

 

İnsan başta olmak üzere hayvanlar bedensel faaliyetleri ile sürekli yenilenirler. Maddesel yapısı toprak olduğu için yine topraktaki mineralleri içeren besinleri alır, verir. Ölünceye kadar devam eder bu.

Beden; ağız yoluyla aldığı besini farklı yollarla dışa atar.

Ama ya beyinsel ve kalp faaliyetleri ile oluşan düşünce dünyası?

Bu ise konuşmayla yani sözlerle veya yazıyla aktarılır. Bununla birlikte el kol göz bedenle eylemsel olarak dışa vurulur.

 

Yani; Düşüncenin dışa vurumu ise sözlerle yazılarla, eylemlerle olur.

 

Bu ise sevgi, saygı veya kin, nefret, öfke, kızgınlık şeklinde yansır.

 

TV’de insan; beden dili ve sözleri ile yansıtılır. Fotoğraflarda da öyle. Ama ya yazılar!

Orada ise kullanılan sözcükler oluşturulan cümlelerde niyet, amaç, kanaat, bakış, yaklaşım yansır.

 

Çevremize bakalım: insanlar ya neşeli ya somurtkan ya da öfkelidir.

Peki ama neden?

 

Sevgiyi mi karıştırıyoruz, saygılı olmayı mı beceremiyoruz?  Tabi bu kişinin inancına, bakışına, kabullerine bağlı olarak değişir.

 

Ama bir gerçek vardır ki, o da, ortak değerlerin yitirilmesi, parçalanması gerçeğidir.

 

Hayaller, gerçekler arasında gidip gelen insan, karmaşık düşüncelerini netleştirebildiği ölçüde sakinleşir. Çoğu kez de bir başkasının etkisi, yönlendirmesi ile sakinleşemez.

 

Kişiliği gelişememiş insanda tutarsızlık, yalpalama, kaçınılmazdır.

Kullanılan istismar edilen insan tipi bu şekilde ortaya çıkar.

Bu nedenle de insanların çoğunluğunun bilinçlenmesi egemen kişi, grup veya güçlerce istenemez. İstenmez çünkü bilinçlenen insan sorgular. Sorgulayıcı insanın güdülmesi, kullanılması yönlendirilmesi de o o oranda zordur.

Bu nedenle de sevgi ve saygı anahtar sözcükleri kullanılır.

Sevgiyi ve saygıyı odaklamak için kavramlar üretilir.

Neye sevinmeli neye saygı duyulmalı.

Sevilen ve saygı duyulana insanın yönelmesi doğası gereğidir

Bu ise ya bilinçli yani akıl bilimle olur ya da mutlak kabul ve inançla.

O nedenledir ki tarih boyunca kitlelerin cahil bırakılması dogmalara tapınması sağlanmak istenmiştir

 

Sevgi ve Saygı sözcüklerini her insan kullanır. Kullanır ama bu sözcükler ne anlama gelir? Herkes farklı anlar farklı açıklar.

 

Kimisi Saygıdan önce sevgi gelir, der.

Kimisi Saygı, sevgi ile karşılaştırılamaz...

Kimisi Saygı ve sevgi aynı şey der.

 

Sevgi bir ilişki değildir.

Sevgi; insanoğlunun bildiği değil bilmediği, ulaşamadığı sevgidir.

Ben değil, Biz diyen, varoluşun sevgisidir.

Sevgi bir varoluş durumudur ve bir başkasıyla hiçbir ilgisi yoktur... İnsan sevmez, insan sevgi olur. Ve tabii insan sevgi olduğu zaman sever de. Ama bu bir sonuçtur, bir yan üründür, kaynak değil. Kaynak, insanın sevgi olmasıdır.

 

Saygı değişkendir.

Saygı, sonradan kazanılan ve birisine gösterilen, gerçek olabileceği gibi sahte de olabilen bir duygudur. Bu neden le de her an değişebilecek ve güven duyulmayacak bir duygudur.

 

Saygı, silahı belinde gezenler için de geçerlidir. İnsanları korkutarak, nice düğme ilikletirler ama o silah belden düştüğünde, saygı da biter.

 

Her insanın bir tahtı vardır. Kiminin tahtı iş yerinde, kiminin ki karanlık dünyada, kiminin ki ise gönüllerde.

 

En köklü olanı ve saygıya değer olanı gönüllerde olandır. Gönül tahtları kolay sarsılmaz, nankörlüğe uğramaz, zamana yenilmez.

Sevelim sevilelim, saygı duyalım saygı duyulalım. Dünya geçici.

 

Günün Sözü: Saygı öğrenilir. Sevgi ise öğrenilmez, sevgi olunur.